Nanê şîkavanın saklı lezzeti: Zerbet

  • 09:08 30 Ekim 2018
  • Yaşam

 

Şehriban Aslan
 
DİYARBAKIR - Kürtçede "nanê şîkava" olarak adlandırılan ve sac üzerinde pişirilen ekmek, Karacadağ'da kadınlar tarafından yıllardan beri yapılıyor. Köyde yaşayan Sorê Yılmaz, bu ekmeğin en büyük lezzetinin ise zerbette saklı olduğunu vurguluyor.  
 
Kürdistan'ın birçok yerinde sac üzerinde pişirilen ekmek, yıllardan beri gelenek haline getirilerek nesilden nesile aktarılıyor. Bu geleneği kaybetmeyen yerlerden biri de Diyarbakır'ın Karacadağ bölgesine bağlı olan Kamışlı (Kêşîşlî) köyü. Kamışlı köyündeki kadınlar, gün içinde hamuru yoğurarak el birliği ile ekmeklerini yapıyor. Yıllardır bu ekmeği yaptıklarını söyleyen kadınlar, dayanışma ve birlik duygusu kazandırdığı için ekmeği zevkle yaptıklarını belirtiyor.
 
20 yıldır sac ekmeği yapıyor
 
Köyde yaşayan Sorê Yılmaz, 20 yıldır sac ekmeğinin çeşitlerinden olan ve Kürtler arasında "nanê şîkava" adıyla bilinen ekmeği yapıyor. "Nanê şîkava" diğer ekmeklere oranla biraz daha uğraş gerektiren bir ekmek çeşidi. İki haftada bir bu ekmeği yaptığını söyleyen Sorê, ekmeği nasıl yaptıklarını ise şöyle anlatıyor: "İlk olarak hamuru yoğuruyorum fakat hamura maya konulmuyor. Hamurumu yoğurduktan sonra ekmeğin yapıldığı yere gidiyorum. Oklavamı ve hamuru üzerinde gereceğim tahtamı alıyorum başlıyorum ekmek yapımına. Yaz günlerinde bu ekmeği yapmak çok güzel oluyor fakat kışın bizi biraz zorluyor." 
 
'Zerbet yapıyoruz'
 
Bu ekmeğinde çeşitlerinin olduğunu belirten Sorê, içine peynir konulan çeşitlerin yanı sıra üzerinde tereyağı gezdirerek yaptıkları yemek çeşitlerininde olduğunu dile getiriyor. Sorê, "Nanê şîkava ekmeğinden zerbet veya zerfet adıyla bilinen yiyeceği yapıyoruz. Ekmeği küçük küçük doğrayıp üstüne sarımsaklı yoğurdu döküyoruz ardından erittiğimiz tereyağını üzerine döküyoruz. Böylece yemeğe hazır hale getiriyoruz. Aslında zerbeti herkes bilmez sadece belirli yerlerde olan bir yemektir" ifadelerini kullanıyor. 
 
'Ekmeği dayanışma içerisinde yapıyoruz'
 
Sorê, yapım süreci kendilerini zorlamasına rağmen ekmeği zevkle yaptıklarını kaydederek, "Ekmeği yaparken aynı zamanda kadınlarla ortak çalışıyoruz. Köydeki kadınlarla ekmek yapımında birbirimize yardım ediyoruz.  Kim ekmek yapıyorsa gün içinde onun yanına gidiyoruz ya ateşi yakıyoruz ya da ekmeği çevirmekte yardımcı oluyoruz. Buda kadınlarla daha çok zaman geçirmeye ve dayanışma içerisinde olmamızı sağlıyor" diyor.