Maraş'tan bir kadın portresi: Değiştirmek için mücadele ediyoruz

  • 09:10 3 Ekim 2018
  • Yaşam

 

MARAŞ - Maraş'ta toplumsal yapı içinde önemli bir yere sahip olan Sinemilli Aşireti’nin mensuplarından Mercan Deprem, yaşamı boyunca toplumsal cinsiyet rollerine itiraz eden bir kadın. Alevi toplumunda da kadının geri plana itilmesini eleştiren Mercan, “Dayatılan baskının farkına varıp kendimizi geliştirdik. Değiştirmek için çabalıyorum ve bunu topluma anlatıyorum” dedi. 
 
Kürt-Alevi aşireti olan Sinemilli Aşireti ve Ocağı, Maraş'ta yaşayan Aleviler açısından büyük öneme sahip. Aşiretin Kalenderler kolundan gelen ve Sinemilliler arasında dede soylu kabul edilen ailelerin, Maraş yöresindeki ana yerleşim noktası ise Elbistan'a bağlı Kantarma Köyü. 
 
Aşiretin mensuplarından Mercan Deprem, Elbistan ve Pazarcık kültürünün birbiri ile benzerlikler taşıdığını ve nüfusun büyük çoğunluğunu Sinemilli Aşireti’ne mensup insanların oluşturduğunu aktardı. Alevilerin neredeyse kültürel her etkinliğine katılan Mercan, "Ancak günümüzde çeşitli aşiretlere ya da ocaklara bağlı insanların televizyona çıktıklarını görünce utanç duyuyorum. Çünkü büyük bir asimilasyon yaşatılıyor" dedi.
 
'Kadınlar hala törende arka tarafta oturuyor' 
 
Aleviler arasında da hala kadının geri plana atılması ve cem törenlerinde arka tarafta oturmasını eleştiren Mercan, "Her zaman toplumumuz içerisinde kadınlara gereken önem verilmedi. Bugün hala cem töreni yapıldığında kadınlar arka taraflarda oturuyor. Mesela yine dedelerin eşlerinin Alevi toplumu içerisinde yeri sayılmaz, ellerine bağlama alıp törenlere katıldıkları görülmez. Biz yetenek ve kültürü annemizden aldık, bizi annemiz yetiştirdi. Kabilemizi oluşturan akrabalar olarak birbirimize baskı değil destek olduk" diye belirtti. 
 
'Okuldaki tek kız çocuğu bendim'
 
Çok istemesine rağmen eğitim hayatını yarım bırakmak zorunda kalan Mercan, şunları anlattı: "Küçükken okula gittiğimde 45 kişilik sınıfta tek kız çocuğu bendim. O dönem toplum tarafından çok tepki alıyorduk, okula gitmem üzerinden çeşitli sözler söyleniyordu. Tabi o dönemler okulda Arapça öğretiliyordu daha sonrasında eğitim sistemi değişince Türkçe ders almaya başladık. Okuldan ayrılırken aile baskısıyla erken yaşta evlendirildim. Annem ne kadar eğitim hayatıma devam etmemi istese de bunu başaramadım. Gerçekleştiremedim hayalimi, okuma sevgimi çocuklarıma aşılamaya çalıştım ve tüm çocuklarımı okula gönderdim."
 
'Baskının farkına vardık'
 
Alevi toplumu içerisinde yaşadıklarını toplumsal sorunlardan bağımsız görmediğini belirten Mercan, bu sorunu ortadan kaldırmak için ev ve ailesi içerisinde mücadele verdiğini kaydetti. Mercan, "Çocukken önümüzden erkek geçtiğinde biz kız çocuklarına 'neden başın kapalı değil, peştamal bağla, ayakların yalın görünmeyecek' diye kızarlardı. Çocukluk yaşlarımızı geride bıraktığımızda aslında bize dayatılan bu baskının da farkına varıp kendimizi geliştirdik. Yine de yaşadıklarımı şikâyet etmiyorum, değiştirmek için çabalıyorum ve bunu topluma anlatıyorum. Verdiğim bu mücadeleyle hem ev içerisinde hem de aile içerisinde söylediklerimi erkeklere kabul ettirmeyi başardım” ifadelerini kullandı.
 
'Kadın sorunu çözüme kavuşmadı'
 
Türkiye toplumu açısından kadın sorununun hala devam ettiğini belirten Mercan, son olarak şunları söyledi: "Kadına yönelik baskı, toplum içerisinde dışlanma devam ediyor. Bu sorun halen çözüme kavuşmuş değil. Bence, bu sorunun çözümü insan odaklı bakabilmektir. Bu benim soyumu sürdürecek diye kız ve erkek çocuklar arasında yapılan ayrımı kabul etmiyorum."