'Erkek şiddetini meşrulaştıran devlet şiddetine karşı da mücadele etmeliyiz'

  • 09:03 6 Aralık 2018
  • Güncel
Kevser Özkaynak
 
İSTANBUL - Devletin kadınları şiddete karşı koruyan 6284 sayılı yasayı ortadan kaldırmaya çalışarak şiddeti meşrulaştırdığını söyleyen Kadın Savunması'ndan Fulya Dağlı, "Erkek şiddeti kadar erkek şiddetini besleyen yeniden üreten ya da meşrulaştıran devlet şiddetine karşı da mücadelemizi yükseltmemiz elzemdir" dedi. 
 
Gün geçtikçe artan şiddet karşısında kadınları koruyan 6284 sayılı yasa iktidar ve yandaş basının hedefi haline gelirken, kadınların sistematik olarak erkek ve devlet şiddetine maruz kaldığını belirten Kadın Savunması'ndan Fulya Dağlı şiddet biçimlerini, yapılması gerekenleri ve 6284'ün önemini anlattı. 
 
Fiziksel ve psikolojik şiddet
 
Şiddetle mücadele ederken şiddetin ne olduğunu tanımlamanın, onu sonlandırmak için ilk adım olduğunu belirten Fulya, şiddetin sadece fiziksel bir müdahale olmadığını vurguladı. Fiziksel şiddetin yalnızca "tokat" şeklinde uygulanmadığını, bedenin öfke boşaltma aracı olarak kullanılmasının da fiziksel şiddeti kapsadığını söyleyen Fulya, "Genel olarak erkek şiddetinde erkeğin bu şiddeti uygulama nedeni kadını kontrol etmek ve cezalandırmak oluyor. Fiziksel şiddetin tanımlanması çok kolayken psikolojik şiddete maruz kalanların tanımlaması ve şiddet olduğunu anlaması daha zor olabiliyor. Psikolojik şiddete hakaret etmek, aşağılamak, bağırmak, birileriyle karşılaştırmak gibi örnekleri koyabiliriz" dedi.
 
Cinsel şiddet
 
Bir diğer şiddet biçimi olan cinsel şiddeti açıklayan Fulya, "Cinselliğin kadını kontrol etmek, öfke boşaltmak ve cezalandırmak olarak kullanıldığında cinsel şiddetten bahsedebiliriz. Cinsel şiddette de genel olarak aklımıza taciz ve tecavüz gelirken rızanın olmadığı ya da rızanın bir şekilde inşa edildiği tüm davranışlar da bu şiddet türüne dahildir. Aynı şekilde kürtaja ya da çocuk doğurmaya zorlamak, cinsel organa zarar vermek, cinselliği kıyaslama da bu türü kapsıyor" diye konuştu.
 
Ekonomik şiddet
 
Son zamanlarda daha görünür olan bir diğer şiddet türünün ekonomik açıdan olduğunu kaydeden Fulya şöyle devam etti: "Emeğimiz ev içerisinde beraber yaşadığımız erkekler tarafından sömürülüyor.  Ücretli çalıştığımız yerlerde patronlar tarafından sömürülüyor. Ekonomik krizle de beraber kadın emeği sömürüye daha da açık bir hale geliyor. Ekonomik şiddet devletin kadınlar üzerinde doğrudan uyguladığı bir şekil de alabiliyor, nafaka hakkımızın tartışılmaya açılması buna örnektir. Kadınların zorla çalıştırılması ya da çalışmasının engellenmesi de bu şiddet türüne dahildir. Bir kadının nereye ne kadar para harcayacağı konusunda denetlenmesi, kadına para verilmemesi, eğitim hayatının engellenmesi de öyle. "
 
Flört şiddeti
 
Şiddetin dijital ortamda gerçekleşmesinin "dijital şiddet" olarak tanımlandığını aktaran Fulya, ayrıca flört şiddetini de şöyle dile getirdi: "Hali hazırda var olan partnerimizin ya da eski partnerimizin bizi herhangi bir şekilde kontrol altına almaya çalışmasıdır. Bu durum psikolojik, cinsel, duygusal şekilde gerçekleşebilir. Somutlaştıracak olursak kıskanmak, hesap sormak, hangi arkadaşıyla görüşüp görüşmeyeceğini belirlemeye çalışmak, sosyal medya şifrelerine sahip olmak, telefonunu kurcalamak gibi karşılığı olabilir." 
 
Şiddet döngüsünün 4 evresi
 
Şiddetin bir döngü halinde açığa çıktığını söyleyen Fulya, başlangıç evresinde gerilimler yaşandığını, ikinci evresinde doğrudan şiddetin yaşandığını, üçüncü evrede özürlerin dilendiği, şiddetin gerekçelendirildiği, barışmaya giden bir süreç olduğunu aktardı.  Dördüncü evrenin şiddet hiç yaşanmamış gibi davranılan balayı evresi olduğunu dile getiren Fulya, "Ancak bu durum hemen ardından ilk evreye dönen bir döngü. Herhangi bir arkadaşımızın şiddet döngüsüne maruz kaldığını düşünüyorsak yargılamadan dinlemeli, üstelememeli, mahremiyetine saygı göstermeliyiz. Ancak bu müdahale edilmesi gereken suçsa bunu da arkadaşımızla tartışmaya açarak teşvik etmeliyiz" dedi. 
 
Fulya, şiddete maruz kalan bir kadınla karşılaşıldığında yapılması gerekenleri şöyle açıkladı:
 
"Hiç bilmediğimiz bir durum var ortada. Genel eğilimimiz şiddet uygulayana yönelik oluyor. Doğrudan şiddete maruz kalan kadınla temas kurmamız ve şiddet uygulayanı görmezden gelmek önemli. Dayanışma ilişkisi geliştirerek kadının bir şeye ihtiyacı olup olmadığını ve yardımcı olabileceğinizi söylemelisiniz. Reddedilebilirsiniz de önemli değil. Ancak kadının isteği daha önemli. Şiddeti tırmandırmamak gerekiyor. Eğer doğrudan bir şiddet varsa çevremizden yardım isteyerek de müdahale edebiliriz. Mümkünse kadını hukuki açıdan ve dayanışma ağları açısından yönlendirebiliriz ve eşlik edebiliriz."
 
Şiddeti engellemeye yönelik haklar neler?
 
Kadına yönelik şiddeti engellemeye yönelik kanunların olduğunun da altını çizen Fulya bu hakları şöyle sıraladı: "Sığınak talebinde bulunabiliyoruz. Uzaklaştırma kararı, koruma talebi, tedbir nafakası, geçici velayet gibi haklarımız var. Bu kanun kapsamında genel olarak kanıt aranmıyor beyan yeterli oluyor. Bu kanun kapsamında karakollar, savcılıklar, kaymakamlık, valilik ya da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olabilir. Polise gidip 6284 kapsamında haklarınızı hatırlatıp sığınak talebinde bulunduğunuzda eğer ilgilenilmezse 155'i arayıp o polisten de şikayetçi olabilirsiniz."
 
'Devlet kadınları şiddete açık hale getiriyor'
 
6284'ün kadınlar açısından bu denli yaşamsalken iktidar açısından değersizleştirilmesine tepki gösteren Fulya, "Devlet bizi şiddete karşı koruyan bu yasayı ortadan kaldırmaya çalışarak kadınları şiddete açık hale getirerek, şiddeti meşrulaştırıyor. O yüzden bu süreçte kadınlar kadınları savunacak. 6284'ün yaşamsallığını vurgulamak ve bu yasayı korumak bizler için bir politik mücadele başlığıdır. Erkek şiddeti kadar erkek şiddetini besleyen yeniden üreten ya da meşrulaştıran devlet şiddetine karşı da mücadelemizi yükseltmemiz, sesimizi duyurmamız elzemdir" dedi.