Zelal Bilgin tutsakların mesajını iletti: Tecrit sonlanıncaya kadar direneceğiz

  • 09:20 30 Kasım 2018
  • Güncel
Gülistan Azak
 
DİYARBAKIR - Diyarbakır merkezli 9 Ekim'de yapılan operasyon kapsamında tutuklanan ve dün serbest bırakılan DTK Diyarbakır Delege Eş Sözcüsü Zelal Bilgin, dışarıya tek bir mesajları olan tutsakların tecrit sonlanıncaya kadar kararlılıklarını sürdüreceklerini ve herkesin eylemlerine destek vermesini isteğini söyledi. 
 
Diyarbakır merkezli 9 Ekim'de yapılan ev baskınlarında aralarında siyasetçi, gazeteci ve avukatların da yer aldığı 140 kişi gözaltına alınmıştı. Gözaltına alındıktan sonra tutuklanan 25 kişiden biri olan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Diyarbakır Delege Eş Sözcüsü Zelal Bilgin, avukatların tutukluluğuna ilişkin yaptığı itiraz sonucu mahkemenin ara kararıyla tahliye edildi. Zelal Bilgin, PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecride son verilmesi amacıyla başlattığı açlık grevi eyleminin 23’üncü gününde olan DTK Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Bölgesi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in sağlık durumu, siyasi tutsakların 27 Kasım’dan bu yana devam ettirdikleri açlık grevi eylemi ve Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde yaşanan hak ihlallerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
 
‘Operasyonlar kadın direnişinden korkulduğunun göstergesi’
 
9 Ekim uluslararası komplonun yıl dönümünde Diyarbakır merkezli siyasi operasyonlar kapsamında birçok kişi ile birlikte gözaltına alındığını hatırlatan Zelal,  gerçekleştirilen operasyonun kadın direnişine karşı duyulan korkunun bir yansıması olduğunu söyledi. Operasyon gecesi kapıların açılacağının bilinmesine rağmen kırıldığına değinen Zelal, topyekûn bir sindirme politikasının devreye konulduğunun farkında olduklarını dile getirdi. Zelal, hukuksuz bir şekilde gözaltına alındıklarını dile getirerek, içi boş onlarca dosyanın önlerine konulduğunun altını çizdi. Elle tutulur hiçbir şey bulunmadığı için “gizli tanık” beyanlarının arkasına sığınıldığını aktaran Zelal, “Bugün ara karar ile tahliye oluşum da bu siyasi operasyonun ne denli boş olduğunun da ayrı bir göstergesidir. Ama şunu çok iyi bilmek gerekiyor ki, hukuk er ya da geç herkese lazım olacak. Bizlere dayatılan bu hukuksuzluklar bir gün kendilerinin de karşısına çıkacaktır” dedi. 
 
‘Cezaevinde mükemmel bir kadın direnişi ve iradesi var’
 
Leyla Güven’in Abdullah Öcalan’a yönelik sürdürülen tecride karşı açlık grevi eylemi başlattığını anımsatan Zelal, Leyla’ya yönelik hukuksuz dayatmaların olduğuna dikkat çekti. Zelal, “Leyla Güven’e tutukluluğu boyunca birçok hukuksuz dayatmalarda bulunuldu. Ama kendisi özgün durumu ile ilgili tek bir talepte dahi bulunmadı. Şuanda Leyla Güven’in tek gündemi Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan üzerinde sürdürülen ağırlaştırılmış tecrit konusudur” diye konuştu. Leyla Güven’in başlattığı açlık grevinin bir kadın direnişi ve iradesi olduğunun altını çizen Zelal, bu açlık grevi eylemi önünde saygıyla eğilmemenin imkansız olduğunu kaydetti.
 
‘Açlık grevi eylemi kutsallığını barındırdığı mesajdan alıyor’
 
Leyla’nın devam ettirdiği açlık grevinin kutsallığının tüm kesimler tarafından anlaşılması gerektiğini vurgulayan Zelal, bu eylemin kutsallık özelliğini ise hukuksuzluğa karşı gösterilen direniş ve  başkaldırıştan aldığını aktardı. Zelal, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’a ciddi hukuksuzluklar dayatılıyor. Bu hukuksuzluğun kadın iradesi tarafından kabullenilmeyişi ve başkaldırılışı bu açlık grevinin ne denli haklı ve meşru olduğunun en önemli göstergesidir. Bizler dün de dedik bu günde bu söylemimizi yineliyoruz. Tecrit devam ettiği sürece Ortadoğu’daki kriz ve kaos bir çözüme ulaşmayacak ve gün geçtikçe bu tecrit halklar üzerinde daha çok ağırlaştırılacaktır. Sayın Öcalan’dan bugün için dahi bir mesajın gelmesi savaşların bitmesi, cenazelerin gelmemesi, hukuksuzlukların bitirilmesi ve tüm halkların derin bir nefes alması anlamına gelmektedir.” 
 
İçeriden dışarıya tek mesaj: Tecrit sonlanıncaya kadar eyleme devam 
 
Leyla ve cezaevindeki siyasi tutsakların dışarıya tek bir mesaj gönderdiğini belirten Zelal, bu mesajın ise, “Tecrit sonlandırılmadığı sürece açlık grevleri devam edecektir” dedi. Açlık grevinde bulunan tüm siyasi tutsakların eylemlerinde kararlı olduklarını aktaran Zelal, siyasi tutsakların tek isteklerinin ise Abdullah Öcalan üzerinde devam eden tecridin kaldırılması olduğunu vurguladı.
 
‘AKP hukuksuzluğa zemin hazırlıyor’
 
Cezaevinin kendisinin bir hak ihlali olduğunu belirten Zelal, hukuk sisteminin ve cezaevinde dayatılan yasakçı uygulamaların mevcut hak ihlallerini daha fazla arttırdığını vurguladı. Zelal, “Hukuksuzluğun arttığı bu çark bir mekanizmanın desteğini alıyor. Bu desteğin farkında olan ve bunu kendi lehine kullanmak isteyenler var. Hukukun olmadığı bir zeminin iktidarlığını yapan AKP ise gerek açıklamaları ile gerek ise de yetkiyi kullanma biçimi ile bu hukuksuzluğa ayrı bir zemin hazırlar durumdadır” diye konuştu. Söz konusu hukuksuzluğun en çok hissedildiği alanın cezaevleri olduğunu belirten Zelal, cezaevinde olduğu süreçte şahit olduğu hak ihlallerini şu sözlerle ifade etti: “Cezaevi yönetmeliklerinde yapılan değişikler ile cezaevinde bulunan siyasi tutsakların yaşamlarını daraltılmış durumda. Kış koşullarını göz önünde bulundurursak, kışlık kıyafetin gelişi konusunda dahi ciddi sıkıntılar yaşanılıyor. Cezaevlerine gönderilen kıyafetlerin kimi zaman renklerine, üzerindeki küçük bir yazıyı sebep haline getirip bizlere verilmediği oluyordu. Bu tutumu siyasi tutsaklara bilhassa uygulanılıyor. Diyarbakır Cezaevi bugüne dek büyük direnişlere tanıklık etmiş ve hiçbir zaman geri adım da atmamıştır. Hak ihlalleri her ne kadar üst perdeden uzatılıyor olsa da tutsakların her birinin direnişleri ile haklı taleplerinin yerine getirmeyi başaracaklardır.”