Kadın Savunma Ağı: 25 Kasım'daki duruşumuz tüm saldırılara cevap olacak

  • 09:05 23 Kasım 2018
  • Güncel
Kevser Özkaynak
 
İSTANBUL - Kadın Savunma Ağı üyesi Fulya Dağlı, erkek şiddetine karşı özsavunmanın gerekliliğini vurgulayarak, "25 Kasım'daki duruşumuz yapılan saldırıların tümüne bir cevap üretecek" dedi.
 
Kadına yönelik şiddet her boyutuyla neredeyse her gün giderek artarken, buna karşı kadınların mücadelesi de farklı boyutlarda ilerliyor. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü yaklaşırken, Kadın Savunma Ağı ve Mor Mekan gönüllüsü Fulya Dağlı erkek şiddetine karşı kadınların kazanımlarını ve mücadele yöntemlerini anlattı. 
 
İlk olarak kadın kazanımlarının üzerindeki erk-devlet baskısını değerlendiren Fulya, bu noktada 25 Kasım'ın önemli bir durak olduğunu belirtti. 25 Kasım'ı bu yıl açısından değerlendiren Fulya, rejim değişikliğiyle beraber "kadın düşmanı" bir iktidarla karşı karşıya kaldıklarını söyledi.
 
'İktidar saldırılarını durduran güç kadınlar oldu'
 
İktidarın saldırılarını durdurabilenlerin kadınlar olduğunu ifade eden Fulya, müftülük yasa tasarısına kadar kitlesel bir sözü örgütleyip dertlerini anlatamadıklarını belirtti. Son bir yıl içerisinde gelen seçimle beraber rejim değişikliğiyle karşılaştıklarına dikkat çeken Fulya, "Boşanma komisyonu raporundaki içerikler, nafaka hakkının kadınların elinden alınması gibi bir çalıştay düzenlenmesi, 6284 sayılı kadınları şiddetten koruyan yasa sözel saldırı altında. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'yla temel politikasını aile üzerinden şekillendiren ve kadın düşmanlığı üzerinden yürüten iktidarın bir dizi saldırısı var. Bunlar içerisinde alışık olduğumuz, biçiminin ve tekniğinin değiştiği kadın cinayetleri, cinsel istismar hala önümüzde duruyor. Cinsel istismara sözde çözüm olarak önerdikleri idam ya da cinsel kastrasyon biz kadınların mücadele başlıklarından" sözlerini kullandı.
 
'6284 sayılı kanunun içi boşaltılırsa kadınlar savunmasız kalacak'
 
6284 sayılı kanuna değinen Fulya, bu kanunun içinin boşaltılması halinde kadınların savunmasız kalacağını söyledi. Fulya, "Çocuğun cinsel istismarına yönelik idam politikası uygulandığında aslında yine bize saldırı olarak geri geleceğini biliyoruz. Cinsel şiddetle ilgili istismarı meşrulaştıran yasa tasarısının meclise sunulması üzerinden çok zaman geçmedi ve tekrar gündeme alabilirler" diye konuştu. 
 
'Kadınlara uygulanan şiddet her gün katlanıyor'
 
Bu koşullar altında ekonomik kriz içerisinde kadınlara uygulanan şiddetin daha da katlanacağına dikkat çeken Fulya, "Sadece yaşamlarımızdaki erkeklerden ya da patronlardan değil, bir mekanizma olarak neoliberalizmden ve devletten dolayı bize uygulanan şiddet biçimini çeşitlendirerek arttırıyor. Mevcut faşist rejim kendi özgün kodlarıyla özel alanlarımıza girecek biçimde tekrardan örgütleniyor. Bütün bu saldırılara karşı bizleri yalnız bırakmaya çalışıyor" ifadelerini kullandı.
 
'Ölmemek için öldüren kadınlar var'
 
"Bizi yalnız bırakmaya çalıştıkları yerde aslında biz kadınlar birlikte güçlüyüz" diyen Fulya,  25 Kasım günü bütün bu politikalara karşı kadın hareketi olarak sokakta fiili bir şekilde cevap vereceklerinin altını çizdi. Fulya şöyle dedi: "Dünyadaki diğer kadın hareketleri gibi saldırılara karşı cevap veren ve mevcut alanları savunmaya çalışan bir çizgideyiz. Bu çizgiyi de feminist bir özsavunmaya çevirebilmeliyiz. Erkek şiddetine karşı yaşamı savunan kadınlar var, ölmemek için öldüren kadınlar var. Bununla beraber sokaklarda, bireysel yaşamlarında, örgütlü alanlarında patriyarka kaynaklı şiddete karşı bir biçimle özsavunma uygulayan kadınlar var."
 
'25 Kasım'da saldırılara cevap üreteceğiz'
 
Fulya son olarak 25 Kasım'ın bir arada ve güçlü geçeceğine inandığını dile getirerek şunları kaydetti: 
"Baskının ve şiddetin açık bir şekilde arttığı dönemlerde, bir yandan savaş sürerken insanların sokağa çıkamadığı dönemde kadınlar sokakta eylem yapıyordu. Bu potansiyele güvenim çok yüksek. 25 Kasım'daki duruşumuzun da gelen saldırının tümüne bir cevap üreteceğine inanıyorum. Hepimiz yalnız, güçsüz bırakıldığımız alanlarda korkuyu duymamız ve o baskıyla yüzleşmemiz zor. Bunun içerisinden bazen nasıl çıkacağımızı kestiremeyebiliyoruz. Tüm bu sıkışmışlığın arasında 25 Kasım'ı bir durak, bir uğrak olarak görebiliriz. 25 Kasım'ın tüm kadınların bir araya geldiği, yalnız olmadığımızı haykıracağımız, sesimizi ve gücümüzü yükselteceğimiz bir gün olması için dayanışmaya ve birlikteliğe davet ediyorum."