‘İmar’ yasasına tepki: Ekonomik krizi garibanların sırtına yüklüyorlar

  • 09:08 1 Kasım 2018
  • Güncel

 

İZMİR - Türkiye'nin en büyük “kentsel dönüşüm” alanı olarak belirlenen Karabağlar’da halk, seçim arifesinde gündeme getirilen “imar affı” yasasına tepkili. Barınma hakkına dikkat çeken yurttaşlar, yasadaki belirsizliklerle halkın bilinçli olarak oyalandığını belirterek, ekonomik krizin fakirlerin sırtına yüklendiğini kaydetti. 
 
Tartışmalara yol açan ve meslek odalarının karşı çıktığı 31 Aralık 2017 ve öncesi mevzuata aykırı yapıları ilgilendiren “imar affı” uygulamasına tepki gösteren yurttaşlar, ekonomik krizin her açıdan halkın sırtına yüklendiğini belirtti. 
 
“İmar Barışı” için yasal dayanak oluşturmak amacıyla 11.05.2018 tarihinde 3194 Sayılı Kanuna, 7143 Sayılı Kanun yolu ile geçici 16. Madde eklendi. Bu geçici 16. maddenin yürütülmesi için de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın imzası ile Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ (“Tebliğ”) yayınlandı. Bu tebliğde hangi yapıların söz konusu “imar barışı” çerçevesinde yapı kullanım belgesi alabileceği tanımlanarak, buna ilişkin usul ortaya konuldu. Türkiye'nin en büyük “kentsel dönüşüm” alanı olarak belirlenen İzmir’in Karabağlar ilçesindeki tapusu veya ruhsatı olmayan yurttaşlar, Yapı Kayıt Belgesi verilmesine ilişkin 3194 sayılı kanunun geçici 16. maddesinde yer alan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tebliğine tepki gösterdi.
 
‘Devlet bilinçli olarak halkı belirsizliklerle oyalıyor’
 
Limontepe semti sakinlerinden Filiz Ataş, “İmar Affı”nın belirsizliklerle dolu olduğunu belirterek, yeterli bilgi verilmediği için “imar yasası” için başvuruda bulunmadıklarını söyledi. Çevre ve şehircilik Bakanlığı’nın öncelikle binaların yıkılmasına ilişkin eski kararlarının geçerli olup olmadığı hakkında net bilgi vermesini isteyen Filiz, "Ben 35, komşum 50 senedir burada. 2003 yılında elektrik ve su bağlatırken dünyanın parasını belediyeye verdik. Evleri yaparken ne aldıysak yatırdık, o da iki göz ev. Şimdi ‘riskli alan’ deniyor ve ‘kentsel dönüşüm’e kurban gidiyor. ‘İmar affı’ adı altında da 20-30 bin TL isteniyor. Para olsa zaten buraya taşınmazdım" dedi.
 
Doğup, büyüdükleri evlerin yıkılması halinde gidecek başka yerleri olmadığını dile getiren Serpil Adal, devletin bilinçli olarak halkı belirsizliklerle oyaladığını söyledi. “Yıkıldı yıkılacak” denilerek halkın oyalandığını ve parasının alınmaya çalışıldığını dile getiren Serpil "Devlet bu paraları ne yapıyor ona sormalı. Ekonomik kriz var. ‘Kasaya para girsin’ diye garibanlardan para topluyor. Şeker, yağ, tüp.  Hele su, suyun katkı parası asıl faturadan daha fazla. Sanki lokanta çalıştırıyoruz. Yaşam koşullarına baksınlar ondan sonra bu parayı istesinler. Biz evleri terk edemeyiz. Birlik olsunlar ‘imar affı’ diye oturma raporu çıkarıp 20 bin lira vermesinler" diye konuştu. 
 
‘Amaçları halkı bölmek, birlik olacağız’
 
“İmar affı”nın başvuru ve son ödeme tarihlerinin uzatılmasının ihtiyaç duyulan rakama ulaşılmadığı anlamına geldiğini belirten Serpil, “Bu semtte top topuna 100 kişi ancak başvurmuştur. Amaç mahalleyi ‘ödeyenler ve ödemeyenler’ diye bölmek. Maddi gücü biraz iyi olan veriyor. Biz çocuklarımızı mı okutalım devlete para mı verelim? Devlet, SSK'sı olmayan çöp toplayan, dilencilik yapan insanlara kredi mi verecek? Evimiz yıkılırsa hepimiz sokakta kalırız. Eğer ‘imar barışı’nı imzalamazsak evimize el koyacakmış. Mahalleliler olarak birlik olacağız. Yıkıma gelirlerse de izin vermeyeceğiz" diye tepki gösterdi. 
 
'Devlet zengini daha zengin fakiri daha fakir etmek için var'
 
Tapusu olmadığı için para yatıran mahalle sakinlerinden bir kadın ise, "Biz parayı yatırdık. 'Bundan sonra gelip tapuyu vereceğiz' dediler. Umarım tapumuzu verirler. Biz onlara güvendik" ifadelerini kullandı. Gülsade Çakır da, “kentsel dönüşüm” ile başlayan sürece karşı çıktığını belirterek, şöyle dedi: "Dönüştürecekse de yerinde dönüştürsün, bizi başka yerlere göndermesin. Bizi buradan Barış mahallesine gönderecekler diye duyduk. İstemiyoruz." 
 
Gülsade ile komşu olan Sete Güler, barınma hakkına dikkat çekerek, “Arsamız tapulu ama üzerinde inşa ettiğimiz ev ruhsatsız. 40 senedir buradayız bunca şey yaşamışız, insanların barınma hakkı da var. Bizim yerimiz iken tapudan yarısını alıyor. ‘10 seneden sonra’ diyor. 40 sene oturduk hala hak etmiyor muyuz oturmayı? Zenginler zaten başını kurtarıyor. Fakirler için olması lazım devlet. Devletin amacı zengini daha zengin fakiri daha fakir etmek herhalde" dedi.