Pero Dündar: Tecrit savaş ve soykırım aracına dönüştürüldü

  • 09:02 29 Ekim 2018
  • Siyaset

 

DİYARBAKIR - Kadın özgürlük mücadelesinin en etkin savunucularından olan Abdullah Öcalan’a yönelik politikaların direk kadını ve kazanımlarını etkilemesinin kaçınılmaz olduğunu belirten HDP’li Vekil Pero Dündar, “Tecrit toplumsal bir baskıya, devlet geleneği haline getirilmiş savaş ve soykırım aracına dönüştürüldü. Kadınlar tecride karşı örgütlendikçe özgürleşecektir” dedi. 
 
En son 11 Eylül 2016 tarihinde kardeşi Mehmet Öcalan ile görüşen ve o tarihten bu yana kendisiyle hiçbir şekilde görüşme sağlanamayan PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın sağlık ve güvenliğine ilişkin kaygılar devam ediyor. İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutsak bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan, 27 Temmuz 2011'den bu yana avukatları, 5 Nisan 2015 tarihinden itibaren İmralı heyeti ve 11 Eylül 2016'dan bu yana ise ailesiyle görüştürülmüyor. 
 
Dayatılan tecridin ağırlaştırılmış ve sistematikleştirilmiş bir duruma dönüştürüldüğünü belirten Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mardin Milletvekili Pero Dündar, tecridin en çok da kadınları ve kadın kazanımlarını etkilediğine dikkat çekti. Pero, “Sayın Abdullah Öcalan'a dayatılan tecrit kadın özgürlük mücadelesine yönelik saldırıları derinleştirmiştir” dedi. 
 
‘Tecridin en çok etkileneni kadınlar’
 
İmralı’daki esaretten en çok etkileneninin kadınlar olduğunu vurgulayan Pero, “Özelde Sayın Abdullah Öcalan’a dayatılan bu tecrit, genelde ise tüm kadınlara dayatılır hale gelmiştir. Tecrit, kadının kimliğinden, iradesinden tutunda kazanımları ve özgürlüğüne kadar birçok alanını etkilemiş hatta  esaret altına almıştır. Tecrit en çok da kadınları ve kadın kazanımlarını etkilemiştir. Sayın Abdullah Öcalan'a dayatılan esaret kadın özgürlük mücadelesine yönelik saldırıları derinleştirmiştir” ifadelerini kullandı.
 
Kadınlara yönelik artan sistematik şiddetin tecrit politikalarından ayrı ele alınamayacağını belirten Pero, bu sistematik şiddetin ağırlaştırılmış tecrit koşullar ile kadına karşı daha çok derinleştirildiğini hatta kırım boyutuna ulaştığını söyledi. Tecridin dayatılan tüm bu sonuçlarına karşı en çok ses çıkaranın özellikle de kadınlar olması gerektiğini kaydeden Pero, "İmralı tecridinden bu güne kadınların yaşadığı bu kırımların daha bir sistematik hale gelmesi tesadüf değil, ciddi bir politikanın eseridir” diyerek tüm kadınlara tecride karşı ses çıkarma çağrısında bulundu. 
 
‘Abdullah Öcalan kadın özgürlük mücadelesinin en etkin savunucularından’
 
Abdullah Öcalan’ın kadın özgürlük mücadelesinin en etkin savunucularından olduğunun altını çizen Pero, bu sebeple söz konusu tecrit ve esaret dayatmalarından kadın ve kadın kazanımlarının etkilenmesinin kaçınılmaz olduğunu belirtti. Abdullah Öcalan’ın en temelde Kürt kadınlarının özgürlük mücadelesine ışık tuttuğunu ifade eden Pero, “Kürt kadınlarının özgürlük mücadelesine perspektif ve düşünceleriyle büyük kazanımlar sağlayan Sayın Abdullah Öcalan’ın esaret altında tutulması en çok Kürt kadınlarının kazanımlarını hedef haline getirmiştir” diye vurguladı. 
 
‘Barış ve huzura giden yol Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünden geçiyor’
 
Dayatılan esareti yalnızca tecrit olarak görmenin eksik olacağını belirten Pero, tecridi “devlet geleneği haline getirilmiş savaş ve soykırım aracı” olarak değerlendirdi. Tecridin toplumsal bir baskıya dönüştürüldüğünü dile getiren Pero, “tecritte ısrar savaş ve soykırımda ısrardır” diye belirtti. Barışa ve huzura çıkan yolun Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünden geçtiğini belirten Pero, barış ve huzur koşullarının tesisinin ise ancak PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki esaretin son bulması ile mümkün olacağını vurguladı.
 
‘Kadınlar tecride karşı örgütlendikçe özgürleşecektir’
 
Kadınların örgütlenerek tecride son verebileceğini kaydeden Pero, kadın örgütlülüğünün özgürlükleri de beraberinde getireceğini vurguladı. Pero, “Kadınlar özgürlüklerinden taviz vermediklerini tecride karşı duruşları ile gösterecektir. Kadınlar tecride karşı örgütlendikçe özgürleşecektir” ifadelerini kullandı.