Avukat Dilek Mıdık: ‘Boşanırsan aç ve açıkta kalırsın' mesajı verilmek isteniyor

  • 09:01 26 Ekim 2018
  • Güncel

 

Habibe Eren 
 
ANKARA - Nafakanın kaldırılmasının AKP’nin 16 yıllık kadın politikalarını ortaya koyduğunu belirten  Avukat Dilek Mıdık, "Boşanmak isteyen kadına adeta 'Boşanırsan aç ve açıkta kalırsın. Şiddet de görsen boşanma, aile kurumunu devam ettir' mesajı verilmek istenmektedir. Nitekim medyaya da yansıyan Meclis Başkanı Binali Yıldırım'ın beyanları da tam da bunun açık örneğidir” dedi. 
 
Cumhurbaşkanı'nın açıkladığı “100 Günlük Eylem Planı”nda yer alan nafaka düzenlemesi ile ilgili tartışmalar devam ederken, düzenleme 2016 yılında “Boşanmaların Önlenmesi Komisyonu”nun kurulmasıyla birlikte gündeme geldi. Kadınları eve ve eril şiddete mahkum etmek isteyen iktidar, boşanmaların önünü almak içinde her yolu deniyor. Kadın örgütleri başta olmak üzere birçok kesim nafakanın kaldırılmasını, ekonomik özgürlüğü olmayan kadınların evliliğe daha bağımlı hale gelmesi ve daha da yoksullaşması olarak nitelendiriyor. Avukat Dilek Mıdık, konuya ilişki değerlendirmelerde bulundu. 
 
AKP'nin iktidara geldiği günden beri kadını aile içinde tutarak sosyal ve siyasal yapıda yer almasını engellediğini belirten Dilek, daha önce Kadın Politikaları Bakanlığı'nın iktidarın kadın zihniyeti ile birlikte Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na dönüştürüldüğünü hatırlattı. Dilek, AKP'nin nafakayı kaldırılmasına ilişkin ise şunları söyledi: "Bu bilinçli bir tercih olup kadın sorunlarıyla ancak aile içinde olduğu sürece ilgileneceklerinin açıkça ifadesi olmaktadır. Nafaka hakkına ilişkin yaklaşımları da bu yöndedir. Kadına nafaka verilmemesini veya belirli bir yılla sınırlanmasını kanunlaştırmak istemelerinin altında yatan sebep de bu politikadır. Boşanmak isteyen kadına adeta 'boşanırsan aç ve açıkta kalırsın, şiddet de görsen boşanma aile kurumunu devam ettir' mesajı verilmek istenmektedir. Nitekim medyaya da yansıyan Meclis Başkanı Binali Yıldırım'ın beyanları tam da bunun açık örneğidir. Yıldırım yaptığı açıklamada yaşlı bir amcanın 'kadınlara para veriyorsunuz o yüzden evlenmek istemiyorlar, eş bulamıyoruz' biçimindeki şikayetini haklı görüp ‘kadınlara verilen yaşlı veya dul maaşı  veya nafakayı abartmamak lazım’ biçimindeki açıklaması ile kadınları parasız bırakarak evlenmeye zorlamanın yeni bahaneleri olarak ortaya çıkıyor." 
 
' Eril sisteme mahkum edilmek isteniyor’
 
Nafaka mağdurları biçiminde yansıttıkları kesimin erkeklerden oluştuğunu kaydeden Dilek, bu kesimin  haksız ve yersiz bir mağduriyet tablosu çizdiğini dile getirdi. Dilek, "Kadınlar basında çokça yer aldığı gibi ömürlerinin sonuna kadar nafaka almadıkları gibi tüm boşanan kadınlarda nafaka alamamaktadırlar. Nafaka için birden fazla kıstas bulunmakta olup tüm bu kıstasları barındıran kadınlar da, öyle yansıtıldığı gibi yüksek meblağlarda nafaka alamamaktadırlar. Şu an güncel ortalama nafaka davalarından yoksulluğa düşen tarafa 300 -350 TL gibi bir nafaka bedeli düşmekte ki bu zaten bir insanın hayatını idame etmesine asla yetmez. Burada amaçlanan yukarıda etraflıca değindiğim gibi kadını boşanmaktan caydırmak ve çaresizlik hissi ile bu eril sisteme mahkum etmektir" diye konuştu.  
 
‘Eril zihniyet kutsanıyor’
 
Yeni rejimin en önemli politikalarından birinin kadının bağımsızlığını tanımamak olduğunun altını çizen Dilek, son 16 yılda ülkede kadın cinayetlerinin bu denli artmasının tesadüf olmadığını belirtti. Dilek, "Tam da bu politikanın sonucudur. Çünkü itiraz eden ve hak talep eden kadını düşmanlaştırıp erkek kıyımının eline bıraktılar. Doğal olarak bu zihniyetin kadın cinayetlerini engellemede etkili bir politika üretmesi de mümkün değildir. Yine aynı şekilde çocuk istismarının artması konusunda da yaklaşımları yok sayma, inkar etme yönündedir. Her iki durumda da yargıda adeta cezasızlık politikasının sürdürülmesi ve yaygınlaştırılması bu anlayışın sonucudur. Eril zihniyet kutsanmakta akla hayale gelmeyen saçma sebeplerle suçlular indirimlerle adeta ödüllendirilmektedir" ifadelerini kullandı. 
 
‘Kadınlar kazandıkları hiçbir mevziiyi terk etmeyecek’
 
Kadınların evde oturmasını isteyen eril zihniyetin izin verdiği ölçü ve sınırlarda dış dünya ile iletişimin kurulmasının amaçlandığını dile getiren Dilek, şöyle dedi: “Ekonomik bağımsızlığı olmayan kadınların aile içinde eş, baba veya ağabey tahakkümü altında sisteme itiraz etmeyen köleler olarak yaşamlarını sürdürmeleri amaçlanmaktadır. İktidarın varlığını sürdürebilmesi bu eril zihniyetin gündelik yaşamın her alanında baskıyı sürdürmesine bağlı. Uzun mücadelelerle kadın-erkek eşitliği konusunda alınan bir nebze yol da bu politikalarla yerle bir edilmek isteniyor. Zaten bizim gibi toplumlarda neredeyse doğuştan itibaren erkek ve erkekliğin kutsanması kadının yaşama eşit olarak başlayamamasının en önemli nedenlerinden biridir. Bu yaklaşımla kadın-erkek eşitliği arasındaki makas daha da açılacak, kadınlar ikincil önemde insan, vatandaş olma ile karşı karşıya kalacaktır. Kendi kendine var olamayan  ancak bir erkekle kendisini var edebilen kadınların eşitlikten haktan adaletten yararlanması da hak talep etmesi de mümkün olamayacaktır. Son olarak tüm bu eril baskılara gerici politikalara rağmen kadınlar hayatın her alanında söz söylemeye haklarını aramaya ve eşitlik taleplerini dile getirmeye devam edeceklerdir. Kadınlar kazandıkları hiçbir mevziiyi terk etmeyeceklerdir. Ve diyoruz ki her yerde her koşulda 'Kadınlar vardır.’"