Tüm engellere meydan okuyan bir hikaye: Meryem Nazlı

  • 09:02 24 Ekim 2018
  • Yaşam

 

İSTANBUL - Engelli, Alevi, kadın ve yazar olarak hayata tutunmaya çalışan Meryem Nazlı, insanların kafalarındaki engelleri yıkarak kazandığı mücadeleyi anlatırken, "İnsan engellendiği zaman engelli oluyormuş" dedi. 
 
Dünyanın her yerinde engelli bir birey olarak hayata tutunmaya çalışan milyonlarca insan var. Bunlardan biri de Meryem Nazlı. 1970 yılı Sivas doğumlu olan Meryem bir engelli, Alevi, kadın, aynı zamanda yazar olarak toplum dışına itilmeye çalışılan milyonlar arasında yerini alıyor. Meryem’in tüm bunlara karşı verdiği mücadele azmi ise akıllarda yer edecek bir hikayeye sahip.
 
'Ayakta durmaya çalıştım'
 
1980-1981 yılında genetik ve tedavisi olmayan kas hastalığına yakalanan Meryem, hikayesini 7 kardeş olduklarını belirterek anlatmaya başladı. Bir abisinin de kendisiyle aynı hastalığa yakalandığını belirten Meryem, devamında da şöyle anlattı:  "Hastalığım ilerleyen bir hastalık. 17-18 yaşlarında bastonla yürümeye başladım. Hastalığımın kas hastalığı olduğunu da bilmiyordum. 1991'de İstanbul'a taşındık. Kas hastası olan abimle, büyük ablam ev tuttular. 1991'de beni Şişli Etfal Hastanesi'ne yatırdılar. O zaman yapılan tetkikler sonucunda kas hastası olduğumu öğrendim. Ama bunun için tıpta bir tedavi yoktu. Hastalığımın gerilemesi için fizik tedavisi olmam gerekiyordu. Maalesef onu da takip edemedik. Ama ben kendi çabamla, mücadelemle yapmam gerekenleri yapmaya çalıştım. Evde hareketlerimi yaptım. Ayakta durmaya çalıştım. Şu anda da doktorlar beni iyi görüyorlar."
 
Akülü arabasıyla annesini doktora götürdü
 
Türkülere gönül vermiş bir insan olduğunu vurgulayan Meryem, "Türkülerle büyüdüm. 9 yaşında bağlama çalıyordum. Şu an hastalığımdan dolayı çalamıyorum. İnternet üzerinden türkü ortamında radyo yayınlarına katıldım. Arkadaşlarım tekrar bana radyo kurdu. Orada 2-3 yıl yayın yaptım. Avrupa'da olsun, Türkiye'de olsun güzel dostluklar kurdum" dedi. 2008 yılında kendisine Omurilik Felçliler Derneği tarafından akülü araba ulaştırıldığını söyleyen Meryem, "O zaman sokağa çıkmaya başladım. Özgürlüğüme kavuşmuştum. Önceleri ekmeğimizi alamıyorduk. Ama arabam olunca gidip ekmeğimizi de aldım. Annemi doktoruna götürdüm. Kontrollerini takip ettim" diye konuştu. 
 
'Kendimi kapatırsam hayatım daha kötü olacaktı'
 
Engelliler Derneği'nin yönetiminde 8 yıl yer alarak yaşamına devam ettiğini ifade eden Meryem, bu sırada çeşitli kurslara da gittiğini belirtti. Sokağa çıkmanın kendisi için bir fırsat olduğunu kaydeden Meryem, "Bir daha dünyaya gelme şansım yok diyerek kendime sorular yönelttim. Kendimi kapatırsam hayatımın daha kötü olacağını düşünüyordum. Bu durumu kabul etmiştim. Bu durumda da olsam ne kadar güzel şeyler yapıp başarırsam hayatımı o kadar güzelleştirecektim" ifadelerini kullandı. 
 
‘Kaldırıma çıkamadığım için araba çarptı’
 
Yaşam mücadelesinde karşılaştığı zorluklardan söz eden Meryem, şöyle dedi: "Hayata tutunabilmek için sokaklarda engelli gazetesi sattım. Kaldırımlardan geçemiyordum. İnsanlar gazeteyi almak yerine yardım etmek istiyorlardı. Bunlar çok inciticiydi. Kabul etmiyordum. O zamanlar kaldırıma çıkamadığım için bana bir araba çarpmıştı. Gazetelerim, telefonum dağıldı. Beni hastaneye kaldırdılar. Bir gün de, yine engellilerin sorunlarını yetkililere ulaştırmak için gazetelerimle il meclisine gittim. Ama orada bürokrasi maalesef gazetemi dağıtmama izin vermedi. Kucağımda gazetelerimle kapının önünde kaldım. O an düşündüm. ‘Engelli’ deniyor ya bize, ben şuan nasıl engelliyim diye düşündüm. Gazetelerimi dizimde taşıyarak Sultangazi'den Aksaray'a gittim. Orada da engellendim ve slogan attım" dedi.  
 
Ailenin, toplumun algısını yıktı
 
"Bir azmin Kırılgan Hikayesi" adını verdiği otobiyografisini 2017 yılının Kasım ayında çıkardığını dile getiren Meryem, bu kitabın topluma bir mesaj niteliği taşıdığını söyledi. Meryem, sonrasında yaşadıklarını ise şöyle anlattı: "Kas hastalığının yanında bir de kadın olarak bu mücadeleyi verdim. Başta ailemin ördüğü bir duvar vardı. O duvarları yıktım. Sonra toplumun bakış açısını yıkmaya çalıştım. Sokağa çıktığımız zaman sürekli bize acıyarak bakarlardı. Bunlardan çok rahatsız olurdum. Ama onları da yıktım. Bu duruma geldim. Çeşitli fuarlara, televizyon programlarına katıldım. Şu an kitabım tiyatroya uyarlandı. Oyunda da rol alacağım. Aynı yıl 3 Aralık Engelliler Günü'nde Esenler Belediyesi tarafından imza günüm yapıldı. Ayrıca kitabımın kapak resmini de CD'ye bastırarak, görme engellilere dağıttılar. Sarıyer Belediyesi Edebiyat Günleri'ne katıldım. Bahçelievler'de Sosyal Yardımlaşma Engelliler Derneği'nde bir imza günü yapıldı. 2013'te İstanbul Ticaret Üniversitesi'nde konferansa katıldım." 
 
‘Engelleri aşarak buraya kadar geldim’
 
Engelleri aşarak buraya kadar geldiğini ifade eden Meryem, "Engelli olmama rağmen engelleri aşarak bu gazetelerle buraya kadar geldim. Demek ki insan engelli değilmiş. Engellendiği zaman engelli oluyormuş. Fiziksel bir sağlık hiçbir zaman sorun değil. İnsanın beyninin önemli olduğunu düşünüyorum. İnsanın azimli, güçlü olması gerekiyor. Hiçbir şey kolay değil. Çok zor şartlarda, kas hastası olarak elimi kullanamazken, suyumu içemezken, yemeğimi yiyemezken, soğuklarda arabamı dahi zor kullanırken, her şeye rağmen mücadelemi bırakmadım” dedi.