DAİŞ'liler neden Türkiye'de yargılanmak istiyor?

  • 09:05 17 Ekim 2018
  • Hukuk

 

Dilan Babat
 
ANKARA - Türkiye gibi Avrupa'da da DAİŞ üyelerinin yargılanmalarının net bir şekilde yapılmadığını ve çoğunlukla serbest bırakıldıklarını belirten Avukat Sanem Doğanoğlu, yabancı uyruklu DAİŞ’lilerin ceza almayacağı düşüncesiyle Türkiye'de yargılanmak istediklerini kaydetti. Devletlerin bu yargılamalardan kaçtığını aktaran Sanem, yargılamaların “insanlığa karşı suçlar” kapsamında ele alınması için mücadele ettiklerini söyledi. 
 
DAİŞ üyelerinin Türkiye'de gerçekleştirdiği çok sayıda katliamın sonucunda yüzlerce insan yaşamını yitirirken, binlercesi ise bu saldırılar sonucu sakat kaldı. Saldırıların ardından hem Türkiye hem de Avrupa'da başlatılan yargı süreçlerinde ise sanıkların çoğu ya serbest bırakıldı ya da yalnızca "örgüt üyeliği”nden ceza aldı. Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) 2015'te Diyarbakır mitingine yönelik saldırıyı zincirleme olarak Suruç, Ankara, Antep ve İstanbul’daki saldırılar takip etti. Bu saldırıların hepsinin aynı mekanizma tarafından gerçekleştirildiğini belirten avukatlar ise, uluslararası mekanizmalarla "insanlığa karşı suç kapsamında" yargılama yapılması için mücadele ediyor.
 
10 Ekim Ankara Gar Katliamı avukatlarından Sanem Doğanoğlu, Türkiye ve Avrupa'da gerçekleştirilen katliamlara ve yargılama süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
 
'Firari sanıkların akıbeti belirsiz'
 
Türkiye'de katliamların ardından sanıkların birer birer serbest bırakıldığını anımsatan Sanem, iade edilen birçok DAİŞ üyesinin ise akıbetinin bilinmediğini vurguladı. Türkiye gibi Avrupa'da da DAİŞ üyelerinin yargılanmalarının net bir şekilde yapılmadığının altını çizen Senem, "Irak üzerinden Türkiye'ye kaç kişi giriş yaptı? Kaç kişi iade edildi? bilmiyoruz. 10 Ekim Ankara Katliamı’nda önemli faillerden olan Nusret Yılmaz birçok dosyada var olan 'firari' bir sanık. Yakalanmayan bu sanık, Gürcistan'dan çıkmaya çalıştı daha sonra Türkiye'ye iade edildi. Türkiye'ye iade edildikten sonra ise akıbeti hakkında bir bilgi yok" dedi.
 
'Avrupa yargılamak istemiyor'
 
Irak'ta yargılamaların başladığını, Avrupa'nın ise DAİŞ üyelerini iade etmek istediğini belirten Sanem,  Amerika'ya iadelerin olduğunu ancak bu iadelerde sürecin çok meşakkatli geçtiğini vurguladı. Avrupa ülkelerinin DAİŞ sanıklarını almadığını dile getiren Sanem, şöyle konuştu: "Rojava'da halkların mahkemesi var. Onlarda 'anti terör' kanunu gereği Suriyelileri ve Iraklıları yargılıyorlar. Avrupa ülkeleri genel olarak kendi vatandaşlarını almıyor. Fransa söz gelimi Rojava'daki yargılanmalarda 'Sizde idam cezası yok yargılayabilirsiniz' dedi. Ama Irak ve Suriye açısından Avrupa şunu söylüyor; 'İdam cezası veriyorsunuz ama bunu biraz esnetin. İdam etmeyin yargılayın ama bize de göndermeyin.' İngiltere'nin durumu biraz daha farklı. Irak ne zaman iade başvurusunda bulunsa, İngiltere hemen vatandaşlıktan çıkarıyor ve kendi vatandaşlarını böylelikle vatandaşsız bırakıyor."
 
'IŞİD'lilerin eşi sadece eş değil aynı zamanda militan'
 
Yargılamalardaki belirsizliğin DAİŞ’e katılan eşler içinde geçerli olduğunu söyleyen Sanem, durum böyle olunca birçoğunun idam edildiğini bir çoğunun da serbest bırakıldığını belirtti. Sanem, "10 Ekim Katliamı’nda da Antep Katliamı’nda da gördük. IŞİD'lilerin eşleri sadece eş değil, eşler militan ve bu süreci örgütleyen pozisyondalar. 'Eş ve masum' kategorisi üzerinden seri bir şekilde serbest bırakılıyorlar" ifadelerini kullandı. 
 
'IŞİD üyeleri Türkiye'de yargılanmak istiyor'
 
Suriye'de, yaşanılan savaştan kaynaklı yabancı uyruklu DAİŞ üyelerini yargılama imkanı olmadığını ancak Avrupa ülkelerinin bu duruma bir çözüm getirmediğini dile getiren Sanem, "Avrupa ülkeleri bu durumu kolayca halledebilir ama  onlar da kendi topraklarına IŞİD üyelerini almak istemiyorlar.  Avrupa ülkelerinde bu durum yaşanırken, Türkiye bu duruma sesiz kalıyor. 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bir talepte bulunmuştuk; IŞİD'in tamamıyla ortadan kalktığı ilan edildiği dönemlerde Türkiye'ye çok fazla giriş olduğuna dair haberler çıktı. Kimlerin girdiği ve çıktığı üzerinden IŞİD üyelerinin yargılandığı dosya kapsamında olup olmadıkları üzerinden bir talepte bulunmuştuk. Talebimize cevap gelmedi. Durum böyle olunca IŞİD üyeleri Türkiye'de yargılanmak istiyorlar.  Avustralyalı bir IŞİD'li şöyle demişti: 'Beni Türkiye'ye iade edin, Türkiye beni yargılasın.' Çünkü burada az ceza alacağını biliyor. Bu yüzden Türkiye'de yargılanmak istiyorlar.  Türkiye yargı mekanizmaları onları asla ürkütmüyor. Ceza almayacaklarını düşündükleri bir yapı sunuyor" diye konuştu. 
 
'Irak ve BM IŞİD yargılamalarında anlaşma sağladı'
 
Irak'ın ABD ile DAİŞ yargılamaları üzerinden bir anlaşma sağlamaya çalıştığını kaydeden Sanem, Irak'ın şuan ABD ile "bende şu an insanlığa karşı bir suç yok ceza mevzuatında; ama ben size bütün bilgi ve belgeyi veririm" şeklinde bir taahhüde vardığını aktardı. Sanem, bu taahhüdün Birleşmiş Milletler (BM) tarafından kurulan Irak Soruşturma Birimi’nde ceza hukukunu ihlal eden, savaş suçu, insanlığa karşı suç ve soykırım suçları kapsamında yeniden yapılacak soruşturmalarda bilgi ve belge verme kapsamında gerçekleştiğini dile getirdi. Sanem, "Hepimiz biliyoruz soykırımdır, savaş suçudur ve insanlığa karşı suçtur. Bu suçların işlenmesi, iktidarın bilgisi doğrultusunda gerçekleşti. Bu suçların bir an önce 'insanlığa karşı işlenmiş suçlar' kapsamında yargılanması lazım.  Ama devletlerin de geri çekildiği nokta şu; uluslararası ceza mahkemelerinde ‘insanlığa karşı suçlar’da kendileri yargılamamak için hepsi geri planda kalmak istiyor. Durum böyle olunca devletler arasında böyle bir anlaşmazlık görülüyor" dedi. 
 
‘Avrupa’daki avukatlarla iletişim halindeyiz’
 
Sanem,  Türkiye'deki avukatların Avrupa'da DAİŞ yargılamalarına giren avukatlarla iletişim halinde olduklarını, Türkiye, Avrupa ve Ortadoğu'da DAİŞ yargılanmalarının uluslararası hukukta bulunan “insanlığa karşı suç” kapsamında yürütülmesi için bağlantı içine girdiklerini dile getirdi. Sanem, şöyle devam etti: "Başka bir ülkenin vatandaşı olsa dahi ‘insanlığa karşı suçlar’ kapsamında yargılanmaları için uğraşıyoruz. Biz özel olarak orada bulunan meslektaşlarımız ile iletişim halinde olmaya çalışıyoruz ki daha ortak bir dilimiz olsun. Yerel mahkemelerde de bu doğrultuda kararlar çıkması için uğraşıyoruz. Ancak gelinen noktada devletlerin hiç dahil olmadığı, devlet insanlarının yargılanmadığı bir mekanizma üzerinde uzlaşma sağlanabilinir.”