Ankara’nın ciğerleri ve dereleri kurutuluyor: AOÇ’de ağaç katliamı

  • 09:02 17 Ekim 2018
  • Ekoloji

 

Habibe Eren 
 
ANKARA - Büyükşehir Belediyesi birinci derece tarihi ve doğal SİT alanı olan AOÇ sınırları içinde yol çalışmaları için ağaç katliamı yaptı. Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Candan Karakuş, Ankara’nın ciğerleri olan AOÇ’yi betonlaştırmanın kentsel vizyonsuzluktan başka bir şey olmadığını vurgulayarak, suç duyurusunda bulunacaklarını aktardı. 
 
Ankara Büyükşehir Belediyesi, çivi dahi çakılmaması gereken birinci derece tarihi ve doğal SİT alanı olan Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) sınırları içinde yol çalışmaları için yüzlerce ağacı kestirdi. Mimarlar Odası Ankara Şubesi Kent İzleme Merkezi, kesilen ağaçları yerinde tespit eti. Belediye ekiplerinin kepçelerle ağaçları parçaladığını belirten Mimarlar Odası, kamyonların parçalanmış ağaç köklerini hızlıca ortadan kaldırmak için çalıştığını kaydetti. Alanda yapılan incelemede, aralarında endemik bitki türü olan mavi ladinlerin de yer aldığı, karaçam, söğüt ve kavak türünde yüzlerce ağacın kesilmiş olduğu tespit edildi. 
 
‘Kentsel vizyonsuzluk’ 
 
Ekolojik kıyıma tepki gösteren Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, vizyonsuz, değer bilmeyen, gelecek projesi olmayanların öfkeyle bir kenti, bir ülkeyi yönetemeyeceklerini belirtti. Tezcan,  gıda sorunun yaşandığı bir süreçte kentsel tarım alanı olarak halka sağlıklı gıda sunacak bir alan olan AOÇ’yi betonlaştırmanın iktidarın kentsel vizyonsuzluğunun göstergesi olduğunu vurguladı.
 
Suç duyurusunda bulunulacak
 
Beytepe Kavşağı ve Sabancı Bulvarı arasında kalan ormanlık alandaki yol çalışmalarına ilişkin dava sürecinin devam ettiği sırada tüm ekolojik dengeyi alt üst edecek bir ağaç katliamının yapıldığını belirten Tezcan, dünya kent merkezlerinde tarımsal faaliyetleri daha yeni gündemine alırken, AOÇ’nin 93 yıl önce kurulduğuna dikkat çekti. Ancak şu anda bu alanda katliam yapıldığına işaret eden Tezcan, başta Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Tuna olmak üzere sorumluluğu olan Çevre Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ve ihmali olan tüm yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını ifade etti. 
 
‘Dereler çamur akıyor’ 
 
Tezcan, “Alana dair ‘yürütmeyi durdurma’ kararının beklendiği bir davamız devam ederken, Büyükşehir Belediyesi tüm ekolojik dengeyi alt üst edecek, hava koridorlarını, dere yataklarını, arıcılık faaliyetlerini, kent ekosistemini değiştirecek, trafiği alt üst edecek yol yapım çalışmasına hukuka aykırı bir şekilde başladı. Yüzlerce ağaç katledildi. Çevrede yaşayan arıcılar yol çalışmaları nedeniyle derelerin çamur aktığını tüm ekolojik yaşamın olumsuz etkilediğini belirtiyor. Bir çivi bile çakılmaması gereken, birinci derece doğal tarih ve SİT alanı olan Atatürk Orman Çiftliği alanında yeni yollar yapılması için ağaçları katledenler, kenti nefessiz bırakmaya yeltenenler, geleceğimizi yok etme hedefiyle yola çıkanlar, yargı önünde hesap verecek” İfadelerini kullandı.
 
'10 Ekim Katliamı’nın yıldönümünde ağaçları katlettiler’ 
 
10 Ekim günü Ankara Garı’nda yaşanan katliamın 3. yılında belediyenin gece alana girerek büyük bir ağaç katliamı yaptığını vurgulayan Tezcan, “Simgelerle, değerlerimizle uğraşan bu anlayış tarihin kara sayfalarında yerini alacak. 50 metre genişliğinde yollar açılarak, AOÇ alanları yok ediliyor. Çevrede yaşayanlar burada doğal bir yaşam formu olduğunu, arıcılık yapıldığını, yakınlarında bulunan Beytepe Deresi’nin ise tehlike altında olduğunu belirtti. Doğaya düşman bu zihniyet Ankara’nın akciğerlerini ve derelerini kurutuyor. Talana yönelik her türlü süreci halkımızın da desteği ile kamuoyu önünde teşhir etmeye, hukuksal sürece taşımaya devam edeceğiz. Atatürk Orman Çiftliği özgürleşene, bağrına saplanan hançerler, israfın ve ihanetin simgeleri Kaçak Saray, Ankapark ve yollar çekip çıkartılıncaya kadar bu mücadele bitmeyecek”diye konuştu.
 
Planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı
 
Söz konusu yolların şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı olduğunu bildiren Tezcan, bilirkişi raporunda AOÇ arazisinin üst ölçekli planlarda belirtildiği gibi mutlak korunması gerektiğini vurguladı. Tezcan, şöyle devam etti: “AOÇ’nin mutlak korunması gerektiği 1/1000 ölçekli ve 2038 Ankara Çevre Düzeni Planı’nda AOÇ alanının dava konusu yol ve kavşaklarda parçalanarak korunmadığı, bu yönü ile planlama ilkelerine ve kamu yararına uygun olmadığı için üst ölçekli planlarla uyumlu olmadığı yönünde de görüş bildirilmiş. Ankara Çevre düzeni planı açından AOÇ için tüm üst ölçekli planlarda ve 2038 Ankara Çevre Düzeni Planında kentin havalandırma koridoru özelliği taşıyan arazi topluluğu içerisinde yer aldığı kent içindeki açık yeşil alan sisteminin en önemli ve en büyük parçasını oluşturduğu da vurgulanmış.”  
 
‘Ulaşım planlaması fiyasko’
 
Tezcan, raporda söz konusu önerilen 2 bağlantı yolunun genişlikleri itibariyle Eskişehir yolu ile aynı olduğunu ve 2 adet Eskişehir yoluna daha ihtiyaç olmadığını söyledi. Raporda bu konuda detaylı bir araştırma yapılmadığının altını çizen Tezcan, ayrıca Bilkent Şehir Hastanelerine bağlantı sağlayacağı düşünülen bu yolların görevini Anadolu Bulvarı, Şaşmaz Bulvarı ve Ankara Bulvarı bağlantılarının yaptığına işaret edildiğini bunun da ulaşım planlamasının fiyasko olduğunu gözler önünü serdiğini ifade etti.