‘MHP’nin af teklifi toplumsal uzlaşmaya hizmet etmiyor’

  • 09:08 8 Ekim 2018
  • Hukuk

 

Dilan Babat
 
ANKARA - Yapılan araştırmalara göre bugüne kadar çeşitli adlar altında çıkarılan 100'ü aşkın af yasasının ortak noktası demokratik taleplerini dile getiren insanları kapsamaması oldu. Avukat Sevinç Hacıoğulları, MHP'nin af teklifinin toplumsal uzlaşmaya hizmet etmeyeceğini vurguladı.
 
Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) geçtiğimiz günlerde Meclis’e sunduğu af tasarısı, kadın ve işçi katillerini, kadına yönelik şiddet suçlularını da kapsayacak. Tasarı kapsamında affedilmesi öngörülen suçlar şöyle olacak: "TCK 106 Tehdit, TCK 188 Uyuşturucu Ticareti, TCK 141-142 Hırsızlık ve Nitelikli Hırsızlık, TCK 158 Nitelikli Dolandırıcılık, TCK 204 Resmi Evrakta Sahtecilik, TCK 220 Organize Suç Örgütü (suç işlemek amacıyla örgüt kurma) suçları."
 
İlk af 1922 yılında
 
Türkiye'de yıllardan bu yana 100'e aşkın “af yasası” çıkarıldı. Türkiye'nin ilk genel affı 7 Ocak 1922 tarihinde çıkarıldı. Toplam 4 madden oluşan yasa ile cezaların üçte ikisini tamamlayan mâhkumların kalan cezaları affedildi. Devamında 1923 tarihinde genel af çıkarıldı. İkinci affın kapsamında ise 29 Ekim 1923 tarihine kadar işlenmiş suçlara verilen cezaların yarısı affa tabi tutuldu. Yasayla af kapsamına gireceklerin 3 ay içinde teslim olmaları koşullu getirildi. 1924 tarihinde ise genel affa ek kanun yasası çıkarıldı.  
 
Cumhuriyet’in 10'uncu yılına özel af!
 
Cumhuriyeti’in kuruluşunun 10'uncu yıl dönümü dolayısıyla 26 Ekim 1933 tarihinde yeni bir genel af yasası çıkarıldı. Bu genel afta cezalarından 3 yıl geçenlerin affına ilişkin düzenlemeler başlatıldı. 10'uncu yıl affından sonra 27 Mayıs 1960 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından yapılan darbeye ilişkin 26 Ekim 1960 tarihinde genel bir af yasası çıkarılmaya başlandı. Bu yasayla "kusurdan doğan suçlarla üst sınırı 5 yılı geçmeyen hürriyeti bağlayıcı cezalar hakkında takibat yapılmaması" hükmü getirildi. Bu af yasasında "devlet aleyhine, ırza yönelik ve Atatürk aleyhine işlenen suçlar" gibi bazı suçlar af kapsamı dışında bırakıldı. 
 
1974 yılında Cumhuriyet'in 50. yılı nedeniyle yapılan afla birlikte tam 10 genel af niteliğinde af ve 4 genel affa ek yasa çıkarıldı. 2000 ve 2002 yıllarında çıkarılan şartlı salıverme ve cezaların ertelenmesine dair yasalar da buna eklendiğinde ortalama 6 buçuk yılda bir genel af çıkarılmış oldu.
 
Rahşan affı
 
Tarih 22 Aralık 2000'i gösterirken, Rahşan Ecevit'in önerisiyle “Devlete karşı işlenen suçlar dışındaki suçlara erteleme veya şartlı salıverme' getiren yasa çıkarıldı. Bu yasa “Rahşan Affı” olarak adlandırıldı. Cezaevlerinde yer kalmadığı için çıkarılan af yasasının ardından 70 bin kişilik kapasitesi dolan cezaevlerinin nüfusu 40 bine kadar düştü. Çıkarılan af 23 Nisan 1999 tarihinden önce işlenen suçları kapsıyordu. Yasa çıktıktan sonra ilk planda cezaevlerindeki 23 bini aşkın tutsak ve hükümlü aftan yararlanarak tahliye edildi. Daha sonra Anayasa Mahkemesi'nin verdiği iptal kararıyla yasanın kapsamının genişlemesi sonucu cezaevinden tahliye olanların sayısı 45 bini buldu. 
 
 'Öğrenci ve hasta tutsaklar yararlanamayacak'
 
Ülkede bugüne kadar çıkarılan yasaların hiç birinde siyasi tutsaklar ve aydınlar yer almadı. 70 bine yakın öğrenci, siyasetçi, hasta tutsak, çocuklarıyla cezaevlerinde tutulan kadınlar, akademisyenler ve emekçiler af kapsamına alınmazken, hükümet toplumun barışına hizmet etmeyecek suçlara af getirmeyi öngörüyor.
 
'Yargının yapısal sorunları, sorunları derinleştiriyor'
 
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Avukat Sevinç Hocaoğulları, af tasarısının bütün kesimlere hitap etmesi gerektiğini belirterek, "Aflarda bugüne kadar 'kader mâhkumları', cezaevlerinin doluluğu, toplumsal talepler gibi adaletsizlik duygusundan da beslenen gerekçelerle gündemimize girdi. Ancak suç üreten yapısal sorunlar, yargının yapısal sorunları, ceza mevzuatındaki adaletsizlikler giderilmedikçe affın, infaz indiriminin sonuç sağlamayacağını aksine sorunları derinleştireceğini biliyoruz" dedi. 
 
'MHP'nin af teklifi toplumsal uzlaşmaya hizmet etmez'
 
Demokratik taleplerini dile getiren insanların bu aftan yararlanamayacağına dikkat çeken Sevinç, şöyle konuştu: "Bir infaz indirimi şeklinde gelen MHP teklifi toplumsal taleple gerekçelendirilse de toplumun bir kesiminin taleplerini ifade etmesi, bu teklifle ilgili olarak dahi olsa fiilen yasak. Örneğin; 'Terörle Mücadele Kanunu' kapsamında yargılanan Barış Akademisyenleri, Özgür Gündem nöbetçi yayın yönetmenlerinin davalarına ilişkin eylem, etkinlik, yorumda bulunmak, yasayı eleştirmek ve toplumsal barışın sağlanabilmesinin koşulu olarak belli suçlar için cezasızlık değil, düşünceyi suç kılan düzenlemelerin kalkmasını talep etmek dahi kolayca 'terör' suçu kapsamında değerlendirilebilir. Ve böylece olası af, infaz indiriminin kapsamı dışında kalacaktır. Ülkenin fikirlerini ifade eden yurttaşlar için hapishaneye çevrildiği, yurttaşların fikirlerini ifade edemediği bir ortamda MHP'nin af teklifinin toplumsal uzlaşmaya hizmet edebileceğini düşünmek mümkün değildir."
 
'Kadınların önü tamamıyla kapatılacak'
 
Her türlü suçu işleyenlerin cezasız kalacağını ve "cezasızlıkla" ödüllendireceklerini bildiklerini ifade eden Sevinç, "Belirtiğimiz üzere demokratik taleplerini dile getirdiği için cezalandırılmaması gerekirken cezalandırılanlar bunu dışında. Bu durum suç mağdurları açısından da adalet beklentisinin yok olmasına neden olmaktadır. Örneğin kadınlar açısından ısrarlı takibe, tehdit ve hakarete, şiddete maruz kaldıklarında yasal yollara başvurmak zaten yeterince zorken bu yollara başvursalar dahi faillerin bir şekilde cezalandırılmayacağını bilmek adalet arayışının başlamadan bitmesine neden olabilmektedir. Bu nedenle MHP'nin ısrarla sürdürdüğü af tartışması toplumsal uzlaşmaya hizmet etmemektedir” ifadelerini kullandı.