İşsizlik, ayrımcılık, nefret: Bu toplumda yaşamaya izin vermiyorlar

  • 09:07 14 Eylül 2018
  • Güncel

 

İSTANBUL - Trans bir kadın olarak toplum ve devlet tarafından sürekli ayrımcılığa maruz bırakıldığını, çalıştığı tüm işlerden çıkarıldığını belirten Ebrar Sultan Başar, "Bana en çok ayrımcılığı bu iktidar yaptı. Hastaneye gittiğimde o zihniyetin doktoru beni kovdu. O zihniyetin polisi beni durduk yere çevirip kimliğim yüzünden aşağıladı. Bunlar kimin suçu? Ben bu hükümetin zorladığı hayatta var olmaya çalışıyorum" dedi.
 
 "Yapamadım çünkü insanlar bana izin vermedi. Çalışamadım, bir şeyler yapmak istedim yapamadım. Anladınız mı?" dedikten sonra kendini Boğaz Köprüsü'nden bırakarak intihar eden Eylül Cansın… Yakılarak katledilen Hande Kader… Evinin önünde saldırıya uğrayarak katledilen Esra Ateş ve daha binlerce trans kadın hayattan koparılıyor. Ebrar Sultan Başar, Türkiye'de LGBTİ+ bireyi olarak yaşadığı sorunları anlattı.
 
'Bu toplumda var olamadım'
 
İlk iş deneyimini 16 yaşındayken tekstil atölyesinde yaşayan Ebrar'ın en büyük sorunu iş bulamaması. Trans kadın olmasının iş yerinde sorun yarattığını ve çıkartıldığını dile getiren Ebrar, sonrasında yaptığı tüm işlerden de çıkarıldığını söyledi. "Mecburen, toplumun zorla bana dayattığı seks işçiliğini yapmak zorunda kaldım" diyen Ebrar, "Bundan hiç memnun olmadım. Belli başlı travmalar yaşadım. Fiziksel, psikolojik şiddete maruz kaldım. Çok küçük yaşlarda bunlar başıma geldi ve bunun tek sebebi toplumdu. Toplumun beni cinsel kimliğim yüzünden bir tehdit olarak görmesiydi. Ben bu toplumda var olamadım" dedi. 
 
'Cinsel kimliğimizden daha önemli tartışma konuları var'
 
Ayrımcılığın ilk olarak ailede başladığına dikkat çeken Ebrar, eğitim hayatını da bu yüzden sonlandırmak zorunda kaldığını aktardı. Yaşadıklarının ardından psikolojisinin bozulduğuna değinen Ebrar, "İnsanların vicdanına sormak istiyorum: Bir vicdan muhasebeniz, bir adaletiniz varsa o bize de işlesin. Bu ülkede bizim cinsel kimliğimizden daha vahim tartışılması gereken konular var. Bu ülkede çocuklara tecavüz ediliyor. Hayvanları katlediyorlar. Doğayı yerle yeksan ediyorlar. Kadınlara şiddet uyguluyorlar. Tutup da bir insanın cinsel kimliğini tartışamazsın. Bu konuyu kendi eğlencen yapamazsın" diye konuştu. 
 
'Bana en çok ayrımcılığı bu hükümet yaptı'
 
AKP iktidarında büyüdüğünü belirten Ebrar, "Bana en çok ayrımcılığı bu hükümet yaptı. Ben hastaneye gittiğimde o zihniyetin doktoru beni içeri almadı ve türlü hakaretlerle kovdu. O zihniyetin polisi beni durduk yere çevirip kimliğim yüzünden aşağılayıp eve yolladı. O hükümetin öğretmeni beni ihraç ederek kapalı bir hayata zorladı. Ben bu hükümetin zorladığı hayatta var olmaya çalışıyorum" ifadelerini kullandı. Polis tarafından darp edilerek otobanın ortasına atıldığını öne süren Ebrar, "Ben şimdi kimi kime şikayet edeceğim? Erdoğan o dönem toplumun düzenine aykırı olduğumuzu, üstümüzü başımızı düzeltmemiz gerektiğiyle ilgili bir açıklama yapmıştı. O sırada okuduğum imam hatip okulunda linç ediliyordum. O açıklamadan sonra okuldaki çocukların hepsi bana düşman oldu. Bunlar kimin suçu?  O çocukların da suçu değil, o polisin de suçu değil. Bu algıyı yaratan iktidarın suçu. Eğer bu iktidar var olmaya devam ederse ben hiçbir zaman var olamam. Ben de inadına var olarak yok edeceğim" dedi. 
 
'Topluma göre trans bir kadın doktor, öğretmen olamaz'
 
Birkaç aydır bir sivil toplum kuruluşunda çalıştığını ve burada ayrımcılığa uğramadığını belirten Ebrar, şöyle devam etti: "Ama bu durum geçmişte yaşadığım haksızlığı meşrulaştırmıyor. Devlet nezdinde yaşadığım ayrımcılık da çok önemli yer tutuyor. Hastaneye, nüfus dairesine gittiğimde ayrımcılığa uğruyorum. Sokakta yürürken hiçbir neden olmamasına rağmen ayrımcılığa uğruyorum.  Toplum yavaş yavaş beni kendinden uzaklaştırıyor. Topluma girmek istemiyorum, çünkü birinin beni dövmesinden ya da taciz etmesinden korkuyorum. Çünkü toplum beni sadece seks işçisi olarak görüyor. Trans bir kadın topluma göre doktor, öğretmen, memur olamaz. Bunu dayatıyor."
 
'Alternatifler yaratmamız gerek'
 
Ebrar, son olarak #MeQueer etiketiyle LGBTİ+ bireylerin yaşadıkları hak ihlallerini ifşa ettikleri kampanyayı desteklediğini belirterek, "Queer hareketin Türkiye'de çok faydalı olacağına inanıyorum ama bir yandan da korkum var çünkü bu ülke şiddet meyli olan bir ülke. Muhafazakar kesimin tacizi altında kaldım, buna ses çıkaramadım. Çünkü etrafımdakilerde aynı düşüncedeydi. Benim gibi olan birçok insan var. İnsanlar artık şiddet görmekten bıktılar. Bu duruma medyayla, çeşitli eylemlerle tepki gösterebiliriz. Merkez medya bizi çok kötü lanse ediyor, alternatifler yaratmamız gerek" dedi.