Toplumsal ahlaki söylemler çocuğu susturur: Destek alınmalı

  • 09:01 10 Ağustos 2018
  • Güncel
Hikmet Tunç
 
VAN - Cinsel İstismara maruz bırakılan çocukların yaşadıkları travmanın doğru yöntemlerle en aza indirgemenin mümkün olduğunu belirten Psikolog Figan Kepenek, “Aile, bu süreçte çocuğa nasıl yardım edebilecekleri konusunda profesyonel psikolojik destek almalı. Toplumsal ahlaki söylemler istismara maruz kalan çocuğu susturur, şiddet uygulayan kişiyi ise güçlendirir” dedi. 
 
Son yıllarda artarak devam eden çocuğa yönelik cinsel istismar, hem toplumsal baskı hem de cezai yaptırımların yetersizliğinden dolayı çocuklarda ciddi travmalara neden oluyor. Yaşanan travma nedeniyle de çocukta içe kapanma, agresif davranışlar, topluma adapte olamama ve benzeri sorunlar ortaya çıkıyor. Janus Eğitim ve Danışmanlık’ta görevli Psikolog Figan Kepenek, doğru tedavi yöntemleriyle bu travmanın en aza indirmenin mümkün olduğunu söyledi. 
 
Bilişsel, duygusal, fiziksel ve sosyal etkileri olan cinsel istismarın çocukların yaşamlarında onarılamaz sonuçlara yol açabildiğinin altını çizen Figan, istismarın şekli nasıl olursa olsun çocuklar açısından travmatik bir sonuç olduğunu vurguladı. 
 
‘İntihara meyilli ruh hali ortaya çıkıyor’
 
Konuyla ilgili yapılan araştırmalara değinen Figan, şöyle devam etti: "Cinsel istismar en sık 6-10 yaş aralığındaki çocuklarda görülmektedir. İstismara uğrayan kız çocuklarının oranları erkek çocukların oranına göre daha yüksektir. Araştırmalar, istismara uğrayan çocukların kendileriyle ilgili oldukça olumsuz düşüncelere sahip olmakla birlikte özgüven problemi yaşadıklarını, çoğunun saldırgan veya depresif bir ruh hali sergilediklerini, bir kısmının ise intihara meyilli olduğunu ortaya koymuştur. Kendini çevreden soyutlama, yetersiz sosyal beceriler, sorunlu akran ilişkileri ve başkalarıyla güvene dayalı ilişkiler kurmada güçlük çektikleri gözlemlenmiştir."
 
Yetişkinlerin yapması gerekenler 
 
Cinsel istismar karşısında yetişkinlerin sorumluluklarına işaret eden Figan, bu sorumlulukları ve yapılması gerekenleri ise şöyle dile getirdi: "Çocuk için çok kolay olmayan bu süreçte yetişkinin olabildiğince sakin olması gerekmektedir. Çocuk sizinle istismarı paylaşırken, tepkileriniz hayati önem taşımaktadır. Bu esnada duygularınızı, mimiklerinizi ve beden dilinizi kontrol edin. Çocuğu dinleyin ve kendisi için önemli olan konuları siz herhangi bir soru sormadan anlatmasına izin verin. Çocuktan izin almadan ona dokunmayın. Onunla fiziksel bir temas olmadan dinlemeliyiz. İzinsiz dokunmak ona istismarı hatırlatabilir. Çocuğun anlayamayacağı kelimeleri kullanmayın. Çocuğun yaşadıklarını paylaşırken, kullandığı kelimeleri kullanın. Bu, çocuğa anlaşıldığı duygusunu yaşatır.  Vermek istemediği ayrıntılar için asla zorlamayın, baskı yapmayın ve yönlendirmeyin. Çocuk yaşadıklarını sizinle paylaşırken ona şunları söyleyin; 'Sana inanıyorum, bana söylediğine çok memnun oldum. Bu senin hatan değil, istismar doğru bir şey değil.' Çocuğu, yaşadığı istismarı paylaştığı için takdir edin. Eğer çocuk dolaylı bir şekilde istismardan söz ediyorsa, yaşadıklarını anlatması yönünde teşvik edin." 
 
‘Toplumsal ahlaki söylemler çocuğu susturur’
 
Çocuğun maruz bırakıldığı istismarı anlatamamasının bir nedeninin de toplumun cinselliği “tabu” haline getirmesinden dolayı olduğunu kaydeden Figan, "Toplum, aile ve cinsellikle tabulaşmış düşüncelerin olması çocukların yaşadıkları istismarı kimseyle paylaşamamasına ve sessiz kalmasına yol açar. 'Aile kutsaldır', 'cinsellik ayıptır', 'büyük sözü dinlenir' gibi toplumsal ahlaki söylemler istismara maruz kalan çocuğu susturur, şiddet uygulayan kişiyi ise güçlendirir. Şiddet uygulayan kişi, çocuğun sessiz kalması, yaşadıklarını kimseye anlatmaması için çocuğa baskı uygulayabilir, onu tehdit edebilir,  'sevdiği kişilere zarar vermekle', 'öldürmekle' ve 'yurda göndermekle' korkutabilir. Çocuk yaşadıklarını anlatırsa, şiddet uygulayan kişi tarafından cezalandırılmaktan korkabilir. Çocuk, istismar nedeniyle kendini suçlu hissedebilir. İstismarın, hak ettiği bir ceza olduğunu ve kendi davranışlarının bir sonucu olduğunu düşünebilir" diye konuştu. 
 
Çocuğa 'iyi dokunuş' ve 'kötü dokunuş' örnekleri verin
 
Ebeveynlerin istismarı önlemek için neler yapmaları gerektiğini örneklerle açıklayan Figan, "Çocuk, birini öpmesi, kucağına oturması, sarılması için zorlanmamalı, çocuğun bedeninin çocuğa ait olduğu kabul edilmeli ve bu, çocuğa hissettirilmelidir. Bu anlamda anne-babalara düşen sorumluluk, çocuklarını cinsellikle ilgili bilgilendirmeye başladıkları okul öncesi dönemde, 'cinsel istismar' konusunu uygun ifadelerle anlatmaktır. Çocuğunuzun cinsel anlamda kendini korumasını sağlamak için bilgilendirici bir konuşmaya ihtiyaç vardır. Bedenimizin özel olduğunu, herkesin dokunamayacağını yaşına uygun bir dille anlatılmalı. Çocuğunuza 'iyi dokunuş' ve 'kötü dokunuş'tan söz edip, ağırlıklı olarak iyi dokunuş üzerinden örnekler verilmeli. Bununla birlikte ona her dokunuştan hoşlanmayabileceğini, bu yüzden de karşısındaki kendisine hoşlanmadığı bir şekilde dokunuyorsa bunu da ifade edebilmesi, engelleyemediği takdirde de bir büyüğüne söylemesi gerektiğini öğütlemek çok önemlidir. Ona istemediği şekilde dokunan kişi ısrar etse bile kesinlikle bunu 'sır' olarak saklamaması gerektiğini ve ancak gerçeği söylerse onu koruyabileceğinizi vurgulamak önem taşır. Anne-babalar ‘iyi’ ve ‘kötü’ dokunuşları anlatırken çocuklarını korkutup kaygılandırmadan, sakin ve yumuşak bir ifadeyle açıklama yapmaya özen göstermeliler” ifadelerini kullandı. 
 
Çocuklar 'hayır' deme hakkına sahip
 
Çocuklara, beden sınırlarını koruma ve kim olursa olsun "hayır" deme hakkına sahip olduğunun söylenmesi gerektiğini vurgulayan Figan, "Bu konuda çocuklara, ailelere, topluma yönelik çocuk hakları, pozitif ebeveynlik, cinsel eğitim, cinsel sağlık, cinsiyet eşitliği gibi eğitimler sürekli uygulanmalıdır. Sosyal medya, telefon, tablet gibi dijital araçlar genellikle yabancılar tarafından çocukları istismar etme amacıyla sıklıkla kullanılmaktadır. Yetişkinler bu dijital araçların güvenli kullanımıyla ilgili çocukları bilgilendirmelidir. Gerekirse bu bilgileri eğitim kurumları, toplum merkezleri, danışmanlık merkezlerinden talep etmelidirler" önerisinde bulundu. 
 
'İdam ve hadım sorunu çözmeyecek'
 
Çocuk istismarı ile ilgili son zamanlarda kamuoyunda yürütülen tartışmalara değinen Figan, "Çocuğun cinsel istismara maruz kaldığından şüphelendiğiniz bir durumda,  yasal zeminde bildirimde bulunmak çocuk için önemli aşamadır. Cinsel istismarı gizli tutmak, gerçek anlamda suçluyu korumak ve ona başka çocukları da istismar etmesi için fırsat tanımaktır. Caydırıcılıkla ilgili en çok söylenen ölüm cezasıdır. Daha önce de Türkiye'de idam cezası vardı fakat bu suçları engellemeye yaramadı. Dolayısıyla bir çözüm olmadığı aşikardır. Dünya örneklerine de baktığımızda ölüm cezası olan ülkelerde bu tarz vaka sayısı oldukça fazla. Ne idam ne de cinsel kastrasyon (hadım) sorunu çözmeyecektir. Zihinsel bir devrim gerçekleştirilmeli. Toplumda büyük infial yaratan çocuk istismarı gerçeğini siyasi emellerine alet eden politikacılar sorunun ana kaynağını hasıraltı etmemelidir. İlk olarak kendi söylemlerini hem vicdani hem de sorumluluk düzeyinde düzeltmeliler. Sürekli cezalar nasıl arttırılır diye konuşuluyor. Oysaki bunun önüne nasıl geçilebilir diye bir tartışma yok. Gerçekten uygulanabilir ve işlevsel bir ulusal eylem planı hazırlanıp içi doldurulamadı maalesef" diye belirtti.  
 
'Profesyonel destek alınmalı'
 
Çocuk istismarında psikososyal desteğin önemini vurgulayan Figan, bunun profesyonel bir ekip tarafından yürütülmesi gerektiğini söyledi. Figan, şöyle dedi: "Süreç boyunca en temel ilke 'zarar vermeme' ilkesidir. Bu doğrultuda çocuğun temel ihtiyaçları belirlenmelidir. Çocuğun gelişim özellikleri bilinmeli, ona göre hareket edilmeli. Çocuk, istismar konusunda bilgilendirilmeli ve durumun etkileri açıklanmalıdır. Bu sayede çocuk verdiği tepkilerin normal olduğunu anlayabilecektir. Anormal durumlar, sert tepkiler çocuk için risk taşır. Bu nedenle çocuk güvenliği tehlikede değilse okuluna ve günlük faaliyetlerine davam etmelidir. Cinsel istismar mağduru çocukların bu olayın üstesinden gelmesine yardımcı olmak, çocuğa öz-saygısını ve kendine güvenini tekrar kazandırmak, onu suçluluk duygularından arındırmak, ailenin bu süreçte çocuğa nasıl yardım edebilecekleri konusunda destek vermek ve yetişkinlik döneminde ciddi bir psikolojik rahatsızlığın oluşmasını engellemek için profesyonel psikolojik destek alınmalı" dedi.