29 Ekim Dünya Sedef Hastalığı Günü: Hastalara uyarı ve tavsiyeler

  • 09:08 29 Ekim 2018
  • Sağlık

 

HABER MERKEZİ - 29 Ekim Dünya Sedef Hastalığı Günü nedeniyle görüş bildiren Prof. Dr. Emel Bülbül Başkan, sağlıklı beslenme, egzersiz, ideal vücut ağırlığını koruma, sigara ve alkolden uzak durma, stres ve enfeksiyonlardan kaçınmanın, tedavinin başarıya ulaşmasında çok önemli olduğunu belirtti.
 
Psoriasis Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Uludağ Üniversitesi Dermatoloji Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emel Bülbül Başkan, 29 Ekim Dünya Sedef Hastalığı Günü nedeniyle psoriasis (sedef) hastalığa ilişkin bilgiler aktararak, önemli tavsiyelerde bulundu. 
 
'Her yaşta ortaya çıkabilir' 
 
Deride keskin sınırlı ve üzerinde sedef rengi pullanmalar bulunan kızarıklıklarla seyreden kronik seyirli inflamatuvar bir hastalık olduğunu belirten Emel, "Klinik belirtilerini deride göstermekle birlikte başta eklem tutulumu yapabilir ve özellikle şiddetli seyrettiği dönemlerde daha belirgin olmak üzere karaciğer yağlanması, diyabet, kalp hastalıkları, obezite gibi sistemik hastalıklarla veya durumlarla birliktelik gösterebilir. Sıklıkla diz, dirsek ve saçlı deri olmak üzere vücudun birçok yerinde ve her yaşta ortaya çıkabilir. Sedef hastalığı yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürür, depresyon gibi psikiyatrik sorunlara yol açabilir. İşgücü kaybından intihar eğilimine kadar görünenin çok ötesinde bireysel ve toplumsal etkileri olabilen bir hastalıktır" diye aktardı. 
 
‘Hastalık bulaşıcı değil’
 
Sedef hastalığının bulaşıcı olmadığını ve aile içinde birden fazla kişide sedef görülmesinin genetik geçişle ilişkili olduğunu ifade eden Emel, "Özellikle çocukluk döneminde başlayan sedef hastalarında genetik geçiş ön plandadır. Anne veya babanın birinde sedef varsa çocukta sedefin ortaya çıkma ihtimali yüzde 10'a, ikisinde de sedef varsa çocukta sedef olma ihtimali yüzde 50'ye kadar yükselmektedir. Halk arasında inanılanın tersine bu hastalık bulaşıcı değildir. Sedef hastalığı üst solunum yolları veya benzeri bazı enfeksiyon hastalıkları sonrası ortaya çıkabilir veya kötüleşebilir, ancak lezyonlarda şimdiye kadar bulaşıcı bir mikroorganizmanın varlığı gösterilememiştir. Aile içinde birden fazla bireyde görülmesi ise daha ziyade genetik geçişle ilişkilidir" dedi. 
 
Birçok tedavi seçeneği bulunuyor
 
Sedef hastalığının tedavisinde amacın, derideki döküntülerin ve inflamasyonun ortadan kaldırılarak yaşam kalitesinin düzeltilmesi ve gelişecek ikincil problemlerin ortadan kaldırılması olduğunu vurgulayan Emel, "Sedef tedavisinde topikal tedavilerden (kremler vb) fototerapiye, ağızdan alınan ilaçlardan enjeksiyon veya serum şeklinde verilen biyolojik ilaç tedavilerine kadar değişen spektrumda seçenekler mevcuttur. Önemli olan hastanın risk faktörleri ile birlikte bütünsel değerlendirilip doğru zamanda doğru tedavinin başlanması ve hastanın, iyi bir hasta-hekim ilişkisi çerçevesinde uzun soluklu izlenmesidir. Vücudunun geniş alanını kaplayan veya yüz, özel bölge, el ayak gibi yerleşimi olan ve hatta eklem belirtilerinin varlığında sadece topikal tedavi vermek ve iyileşme beklemek yanlış bir uygulamadır. Benzer şekilde çocuklukta, gebelikte, emzirme döneminde ve çocuk planlayan eşlerde tedavi seçenekleri değişir" ifadelerini kullandı. 
 
'Bilimsel olmayan çözümlere itibar etmeyin' 
 
Sedef hastalarının internet ve medya aracılığıyla bilimsel kanıtı olmayan ve sedefi kökten çözdüğünü iddia eden kişilerin elinde mağdur olduklarını da aktaran Emel, bilimsel olmayan çözümlere itibar edilmemesi gerektiğini hatırlatarak, şu tavsiyelerde bulundu: "Sağlıklı beslenme ve egzersiz, ideal kiloya yakın vücut ağırlığını korumak, sigara ve alkolden uzak durmak, stresten kaçınmak, yazın güneş ışınlarından faydalanmak ve özellikle sonbaharda gelişecek gribal enfeksiyonlar başta olmak üzere enfeksiyonlardan korunmak sedef tedavisinde başarıya ulaşmada çok önemlidir. İyi bir tedavi bilimsel etkinliği kanıtlanmış hastaya en uygun tedavi yöntemi ile birlikte sağlıklı yaşama dair ipuçlarının bireysel alışkanlıkların değiştirilerek uygulanması ile mümkündür. Yaz ayları sedef hastaları için iyi bir dönemdir. Tatilin psikolojik etkisi, güneş ışığının iyileştirici etkisi ile birlikte sedef hastaları genellikle bu dönemi belirtiler açısından sakin geçirir. Yazın güneşten yararlanırken dikkat edilmesi gereken konu güneş yanıklarından kaçınmaktır. Zira güneşin olumlu etkileri yanık gelişecek kadar çok maruz kalındığında tersine döner ve hastalığı aktifleştirebilir, diğer bir deyişle hastalık belirtileri artabilir."